Hikayelerin dili oldukça sadedir. 15-16.
yüzyýlda yazýya geçirildikleri halde arý bir
Türkçe’ye sahiptir. Az miktarda
Arapça kökenli kelime de vardýr.
Orhan Þaik Gökyay ve
Muharrem Ergin’in
Latin harfleri ile yayýnladýklarý kitaplar
ilköðretim
öðrencilerinin anlayabileceði kadar sade ve basit
cümle yapýsýna sahiptir.
Hikayeler çoðunlukla
manzum ve
ahenkli bir þekilde anlatýlýr.
Manzumlarýn bir kýsmý
kafiyeli olmasa da kulaða hoþ gelen bir söyleyiþ tarzý
vardýr. Kitapta yaklaþýk 8.000 tane farklý
sözcük ve
deyim
geçer.
Cümleler kýsa ve
yalýndýr.
Dede Korkut
destanlarý olaðanüstü olaylarýn yoðunluðundan sýyrýlmýþ ve
günlük, sade olaylar içeriklerine dahil olmuþtur.
Destan niteliðine, tüm
Oðuzlar'ý etkilemesiyle ulaþmýþtýr.
Hikayelerde dersler verilmiþ, halk bilgilendirilmek
istenmiþtir. Destanlaþmýþ tarih olaylarý anlatýlmýþtýr.
Oðuzlarýn
dinî
inançlarý belirtilmiþtir. Örneðin,
Alp'lerin
savaþa gitmeden önce arý suyla abdest aldýðý ve iki
rekat
namaz
kýldýklarý belirtilmiþtir.
Halkýn
ekonomik durumu da anlatýlmýþtýr.
Oðuzlarýn daha çok
hayvancýlýkla geçindiði neredeyse her
hikayede görülmektedir. Yalnýz,
Oðuzlar’da üstünlük; zenginlikle, mal ve mülkle
olmamaktadýr. Bunun için
yiðitlik gerekmektedir. Erkek gençlerin isim alabilmesi için
bir yiðitlik göstermesi gerekir.
Yiðitlik gösteren
delikanlýya, Dede Korkut, isim verir. Verdiði isimler
genellikle
delikanlýnýn gösterdiði
yiðitlikle alakalýdýr. Mesala
Boðaç Han’a Boðaç ismi,
boðayý
boðduðu için verilmiþtir.
Oðuzlar iþlerini kendileri yapamazsa küçük düþerler.
Üstünlüklerini kaybetmemek için yardým kabul etmezler.
Kazan Han’ýn hikayesinde de böyle olmuþ,
Kazan Han; çobaný, yardýmýný engellemek için aðaca
baðlamýþtýr.
Hikayelerde kadýn da söz sahibidir ve hanlýk edebilir.
Kadýn evlenirken güçlü, yiðit birini arar. Gerektiðinde de
savaþýr fakat onun savaþmasý erkeði küçük düþürür.